4 Mayıs 2012 Cuma

Hamitoğulları Beyliği

Hamitoğulları Beyliği
Güneybatı Anadolu'da, Selçuklu Devleti'nin yıkıldığı sıralarda meydana çıkan Anadolu beyliklerinden biri. Hamitoğulları Beyliği, Uluborlu, Eğridir, Yalvaç ve daha sonraları alman Antalya yörelerinde kurulmuş ve gelişmiştir.


Hamitoğulları Beyliği, batı Anadolu Türk Beyliklerinden biridir. Güneybatı
Anadolu'da,
Selçuklu Devleti'nin yıkıldığı sıralarda meydana çıkan Anadolu beyliklerinden biri. Hamitoğulları Beyliği, Uluborlu, Eğridir, Yalvaç ve daha sonraları alman
Antalya yörelerinde kurulmuş ve gelişmiştir. Bu beyliği kuran Feleküddin Dündar Bey, bu bölgeye yerleştirilmiş aşiret beylerindendir. Beyliğin ilk merkezi Uluborlu, daha sonraları Eğridir, olmuştur. XIII. yüzyılın sonlarında kurulmuştur.
Dündar Bey zamanında Antalya'ya kadar inilmiştir. Dündar Bey'in Demirtaş tarafımdan öldürülmesinden (1324) bir süre sonra oğlu İshak Bey meydana çıkmış ve babasının kurduğu beyliği devam ettirmiştir. (1328). Beylik, biri Eğridir, öbürü de Antalya şubesi olmak üzere iki bölümde yöneltilmiştir. Osmanlıların ilerlemesi üzerine beylik eski önemini kaybetmiş, Antalya 1392 yılında Osmanlıların eline geçmiştir. Ancak,
Bayezit'in
Ankara Savaşı yenilgisinden sonra (1402) Hamitoğullarından Osman Bey, Antalya'nın dışında beyliği yeni den kurmuş, Antalya'yı almak için Osmanlılarla yapmak istediği bir savaş için Korkuteli'nde bulunduğu sırada, Osmanlıların Antalya beyinin yaptığı bir baskın sonucu öldürülmüş (1423), bu tarihten sonra da Hamitoğulları beyliği, Osmanlı sınırlarına katılarak tarih sahnesinden silinmiştir.

Anadolu beylikleri ve Hamidoğulları Beyliği

Beyliğin sınırları içinde


Eğridir,
Uluborlu,
Yalvaç,
Isparta,
Burdur ve
Antalya bulunuyordu. Beyliğin kurucusu, Feleküddin Dündar Bey'dir ve büyükbabasının adını beyliğe vermiştir. Kuruluş yıllarında Anadolu Selçukluları tarafından Bizans sınırına yerleştirildiler. Dündar Bey, hükmü gittikçe zayıflayan anadolu Selçuklularının son zamanlarında, beyliği Göller Bölgesi'nde kurdu (1300) ve Uluborlu'yu merkez yaptı. Sonradan merkezini Eğridir'e nakletti. Adı, imar edildikten sonra Felekabad olarak değiştirildi. Dündar Bey, beyliğin sınırlarını yavaş yavaş genişleterek Gölhisar, Korkuteli ve Antalya'yı idaresine aldı. Antalya çevresini, kardeşi Yunus Bey'e verdi ve böylece beylik, Eğridir ve Antalya (Tekeoğulları) olmak üzere iki kola ayrıldı. Beyliğin faal kurucusu Dündar Bey, çevresindeki Anadolu beyliklerinin bir kısmı üzerinde hakimiyet tesis etti. İlhanlılarla olan bağlarını kuvvetlendirmek için, Anadolu'ya gelen Emir Çoban'a tabi olduğunu bildirdi (1314). Fakat, daha sonra Emir Çoban'ın oğlu Demirtaş, Anadolu'daki bazı beyleri ortadan kaldırmak için savaşa başladı ve bu arada Dündar Bey'i yakaladı ve öldürdü. Antalya civarını, bu olaya kendisine yardımcı olan Yunusbeyoğlu Mahmud'a bıraktı (1324). Dündar Bey'in ölümünden sonra bir süre sessiz kalan oğullarından Hızır Bey ortaya çıktı. Babasından alınan bir kısım yerleri ele geçirdi. Mısır'daki diğer oğlu İshak Çelebi, Anadolu'ya gelerek idareyi eline aldı (1328). İshak Bey'in ölümünden sonra yerine kardeşi Mehmed Bey'in oğlu Muzafferüddin Mustafa Bey geçti. Mustafa Bey'in ölümüyle de yerini Hüsameddin İlyas Bey aldı. Komşularından Karamanoğlu Alaüddin Bey'le savaştı. Mağlup olarak, Germiyanoğlu Süleyman Şah'a sığındı. Sonra da onun yardımıyla, kaybettiği yerleri aldı. Ölümünden sonra beyliğin başına oğlu Kemalüddin Hüseyin Bey geçti. Karamanoğulları'nın saldırılarından yılarak Beyşehir, Seydişehir, Akşehir, Yalvaç ve Karaağaç'ı Osmanlı padişahı Murad Hüdavendigar'a seksen bin altına sattı (1374). Kendine de Isparta ve Eğridir'i bıraktı. Birinci Kosova Savaşında Osmanlılar'a yardım için oğlu Mustafa Bey'le bir ordu gönderdi.

Hamidoğullarının Antalya bölgesinde, Yunus Bey'den sonra yerine Mahmud Bey geçti. Mahmud Bey, İlhanlılar'dan Demirtaş Bey'le beraber Mısır'a gitti ve orada hapsedildi (1327). Beyliğin idaresini kardeşi, Korkuteli emiri Sinaüddin Hızır Bey eline aldı. Hızır Bey, hasta olduğundan yerine Dadı Bey geçti. Daha sonra idareyi Küçük Mehmed Bey aldı. Kıbrıs kralı Petro'nun işgaline uğrayan (1361) Antalya'yı, onbir yıl sonra yeniden ele geçirdi. Mahmud Bey'in ölümünden sonra idareyi Osman Bey eline aldı. Yıldırım Bayezid, Antalya ve Teke ilini aldıktan sonra bölgeyi oğlu İsa Çelebi'ye sancak olarak verdi. Ankara Savaşı'ndan (1402) sonra Osman Bey, Antalya ve İstanos'u (Korkuteli) yeniden geri aldı ve Timur 'un hakimiyetini tanıdı. Korkuteli'ni beyliğin merkezi yaptı. II. Murad Han'ın ilk zamanlarındaki hükümet buhranından faydalanmak isteyen Hamidoğlu Osman Bey, Karamanoğlu
Mahmed II ile Antalya'yı almak istedi. Bu iş birliğini haber alan Antalya sancakbeyi Hamza Bey, aniden Korkuteli üzerine baskın yaparak Osman Bey'i öldürdü (1493). Bir süre Antalya emiri Yunus Bey'in kölesi Zekeriya'nın elinde kalan Hamidoğullarının Antalya kolu da bu tarihte sona erdi.

Hamitoğulları
Isparta ve Eğridir çevresinde kurulan Türk beyliği. Türkiye Selçuklu Devleti, 13. asır sonlarında iyice zaafa uğrayıp, İlhanlıların nüfuzu altına girdikten sonra batı hududundaki Türk aşiretleri de kendi başlarının çaresine bakarak toplanmaya ve bir idare kurmaya başlamışlardı. Aynı tarihlerde Isparta, Eğridir ve havalisinde bulunan Hamid aşireti de başlarında bulunan İlyas bin Hamid Beyin oğlu Feleküddin Dündar Beyin reisliği altında merkezleri Uluborlu ve sonra eski adı Prostana olan Eğridir olmak üzere Hamidoğulları Beyliğini kurdu. Beyliğin kuruluşu on üçüncü asrın son çeyreği içindedir. Hamid Bey ile oğlu İlyas Bey Selçukilerin uç beylerinden ve Selçuk emirlerinden idiler. Feleküddin Dündar Bey, kurduğu beyliğe büyük babası Hamid Beyin ismini verdi.

Faal bir emir olan Dündar Bey, beyliğinin hududunu güneye doğru genişleterek Gölhisar, Korkuteli ve Antalya’yı ele geçirdikten sonra, ülkesini Germiyan ve Denizli hudutlarına kadar büyüttü. Eğridir’i pekçok eserlerle imar eden Feleküddin Dündar Bey, buraya kendi künyesine nisbetle Felekabad adını verdi. 1301 yılında Antalya’yı fethettikten sonra buranın idaresini kardeşi Yunus Beye havale etti (Bkz. Tekeoğulları Beyliği). 1314’te Anadolu’ya gelen İlhanlı Beylerbeyi Emir Çoban’a itaat edenler arasında Dündar Bey de bulunuyordu. Hatta Dündar Bey, İlhanlılara sadakatini göstermek üzere aynı senede “Sultan-ı azam Gıyasüddünya ve’d-Din Hudabende Mehmed” klişeli, İlhan Olcayto adına gümüş sikke kestirdi.

1316’da İlhan Olcayto’nun vefatı ve küçük yaştaki oğlu Ebu Said’in cülusundan sonra ortaya çıkan karışıklıklar esnasında bu durumu fırsat bilen Dündar Bey, istiklalini ilan ederek Sultan ünvanını aldı ve hudud komşuları beyler (Aydın, Saruhan, Menteşe vs.) üzerinde Hakimiyet tesis etti. Anadolu beyliklerinin İlhanilerin merkezindeki zaaftan istifade ile bağlılıklarını çözmeye başlamaları üzerine, Anadolu İlhanlı valisi Timurtaş, Konya’yı işgal etti. 1324 senesinde Eşrefoğlu Süleyman Beyi öldürttü ve arkasından Hamid iline yürüyerek Antalya’ya kaçan Dündar Beyi de yakalayarak katlettirdi. Ancak çok geçmeden, İlhanlı hükümdarına isyan eden Timurtaş’ın üzerine kuvvet gönderilmesi ve Mısır’da yakalanarak katledilmesi neticesinde, Dündar Beyin üç oğlundan büyük oğlu Hızır Bey, Hamideli idaresini eline aldı. Hızır Beyin ne kadar beylik yaptığı belli değildir. Yaklaşık olarak 1330’da vefat etmiştir.

Seyyah İbn-i Battuta 1333 yılında Anadolu’yu gezerken Hamidoğulları Beyliğine de uğramış, Gölhisar’da Dündar Beyin oğlu Mehmet ve Eğridir’de diğer oğlu Necmeddin İshak Beyin hükümdar bulunduklarını bildirmiştir. İshak Beyin hangi tarihte vefat ettiği belli değildir.

İshak Beyden sonra biraderi Mehmed Beyin oğlu Muzafferüddin Mustafa Bey, onun ölümü ile de, oğlu Hüsameddin İlyas Bey Hamidoğulları Beyliğinin başına geçti. Hüsameddin İlyas Bey, komşusu olan Karamanoğlu Alaeddin Bey ile yaptığı savaşı kaybederek Germiyanoğlu Süleyman Şaha sığındı. Ondan aldığı yardımlarla kaybettiği yerlere yeniden sahib oldu. İlyas Beyin de vefat tarihi belli değildir. İlyas Beyden sonra yerine Kemaleddin Hüseyin Bey geçti. Bu zad da Karamanoğullarının tecavüzlerinden bıkarak, Eşrefoğullarından almış oldukları Beyşehri, Seydişehri, Akşehir, Yalvaç ve Ş. Karaağaç’ı 1374’te 80 bin altın mukabilinde Osmanlı hükümdarı Sultan Birinci Murad Hana sattı. Yine Kosova savaşına giden Sultan Murad’a, oğlu Mustafa idaresinde yardımcı kuvvet gönderdi. Okçulardan müteşekkil bu kuvvet, muharebe esnasında Osmanlı ordusunun ön safında bulunmuştur. Kemaleddin Hüseyin Bey, 1391 yılında vefat etti. Hamidoğullarının bu şubesinin toprakları Osmanlılar ile Karamanoğulları tarafından paylaşıldı.

Hamidoğullarında devlet işlerinin görüldüğü bir divan mevcuttu. Bu divanın, Türkiye Selçuklularınınkine benzer şekilde olduğu anlaşılmaktadır. Hamidoğullarında beylik, eski Türk geleneğine uyularak evlatlar arasında pay edilmekteydi.

Hamidoğullarından Hüsameddin İlyas Beyin Felekabad’da kesilmiş Hüsami ibareli gümüş sikkesinden başka hiç biririsinin sikkesi görülmemiştir.

Hamidoğulları hükümdarları bilhassa Eğridir ve Burdur’da pekçok imar faaliyetlerinde bulundular. Bunlardan Eğridir’de Hızır Bey Camii, Burdur’da Mustafa Bey Medresesi ve Şuhud kasabasında İbrahim bin Hızır’a ait olan mescid en önemlileridir.

Germiyanoğulları Beyliği

SIYASI TARIH

a- Mensei:

Germiyanogullari, Anadolu Selçuklulari'nin son döneminde Kütahya ve çevresinde hüküm sürmüs bir Türk beyligidir. Germiyan bir türk asiretinin adi olup, ilk defa XIII. yüzyilin baslarinda Selçuklu Devleti'nin hizmetinde Malatya'da faaliyet göstermislerdir. Germiyan asireti, Harizm hükümdari Celaleddin Harzemsah Mengüberti ile Anadolu taraflarina gelmis ve Selçuklular'in hizmetine girmislerdir. Malatya'da bulunduklari siralarda asiretin reisi Ali Siroglu Muzafferüddin idi. Selçuklu sultani II. Giyaseddin Keyhüsrev zamaninda (1236-1246) vuku bulan Baba Ishak tarafindan yönlendirilen Babailer isyaninin (1239) bastirilmasinda görevlendirilmisse de basaramayarak ilk defa maglup olmustur. Onun oglu Kerimüddin Ali Sir, Selçuklu sehzadeleri arasindaki taht mücadelesinde II. Izzeddin Keykavus taraftari oldugu için, IV. Kiliç Arslan zamaninda Vezir Pervane Muineddin Süleyman tarafindan diger muhaliflerle birlikte öldürülmüstür (1264).

b- Kütahya ve Civarina Yerlsmeleri:

Germiyanogulari'nin kesin olarak hangi tarihte Kütahya ve civarina yerlestikleri bilinmemektedir. Ancak Baba Ishak isyaninin bastirilmasindan sonra (1241), II. Giyaseddin Keyhüsrev tarafindan bölgeye yerlestirildikleri ileri sürülmektedir. Ayrica, Selçuklu Sehzadesi oldugu iddiasiyla Karamanoglu Mehmed Bey'in ortaya çikardigi Cimri (Giyaseddin Siyavus)'nin yakalanmasi hadisesinde (1277) rol aldiklarina göre bu tarihte Kütahya, Afyon ve Denizli taraflarinda yerlesmis olmalidirlar.

Baba Ishak isyani sirasinda Malatya'da olan Germiyanlilarin Cimri hadisesi esnasinda Bati Anadolu'da bulunmalari, muhtemelen Mogol istilasi sebebi ile bu bölgeye göç ettiklerine delâlet etmektedir.

c- Germiyanogullari Beyligi'nin Kurulusu:

Cimri olayi sirasinda (1277) Bati Anadolu'da bulunan ve Anadolu Selçuklulari'nin hizmetinde hareket eden Germiyanlilara bu hizmetleri karsiliginda Kütahya ve civari ikta, yani timar olarak verilmis olmalidir. Bu hadise sirasinda Sahipata ogullari emrinde oldugu görülen Germiyanlilar, bu tarihten itibaren güçlü bir beylik haline gelmeye basladilar. Nitekim Bati Anadolu'daki Aydin, Mentese, Saruhan, Denizli beyleri ilk zamanlarinda Germiyanogullari'na tâbi idiler.

Mogollar'in Anadolu'yu isgali ve Selçuklu Devleti üzerinde hakimiyet kurmalarindan sonra XIII. yüzyilin sonlari ile XIV. yüzyilin baslarinda uçlardaki beyler bagimsizliklarini almaya basladilar. Germiyanlilar da Selçuklu-Mogol idaresine karsi çikarak 1283'ten itibaren bir beylik olarak teskilatlanarak II. Mesud'a karsi mücadeleye giristiler. 1286-1291 yillari arasinda meydana elen bu olaylarda bazan Germiyanlilar, bazan da Selçuklu sultani II. Mesud galip geldiler. Bu tarihlerde Germiyan kuvvetlerinin basinda Hüsameddin I. Alisir bulunuyordu. XIII. asrin sonlarinda ise beyligin basinda Hüsameddin Bey'in kardesi Yakup Bey bulunuyordu ve bu sirada Germiyanlilar, Selçuklular'a tabi olarak iyi iliskiler içinde idiler.

I. Yakub Bey:

Germiyanogullari Beyligi'nin kurucusu Yakub bin Alisir olup, onun zamaninda en parlak devrini yasamistir. Yakub Bey, Anadolu Seyçuklu Devleti hizmetinde emir-i kebir sifatini tasiyacak derecede önemli vazifelerde bulunmustur. Yakub Bey bu dönemde nüfus sahasini Kirsehir'e kadar uzatti. III. Alaaddin Keykubad'in saltanattan çekilmesinden sonra Selçuklu tahtina ikinci defa geçen II. Giyaseddin Mesud'a tabi olmayan Yakub Bey, Ilhanli Devleti'nin hakimiytini taniyarak senelik vergi vermeye basladi. Bu dönemde Karamanoglu Beyligi'nden sonra Anadolu'da en önemli beylik Germiyan Beyligi idi. Yakub Bey yaklasik 1305'de kumandani Aydinoglu Mehmed Bey'i, Bati Anadolu'daki sinirlarini genisletmek maksadiyla görevlendirdi. Aydinoglu Mehmed Bey Birgi merkez olmak üzere Izmir ve civarinin fethine tesebbüs etmis ve daha sonralari bölgede kendi beyligini kurmustur. Yakub Bey zamaninda Bizanslilar'la karsilikli savaslar yapilmistir. Nitekim Yakub Bey 1305'de Menderes nehri kenarindaki Tripolis sehrini ve Angir (Kiliseköy)'i zaptetmis ve otuzbin kisilik bir kuvvetle Philadelphia (Alasehir)'yi kusatmistir. Ancak Bizans'in istegi üzerine yardima gelen Katalanlarin saldirisi karsisinda geri çekilmek zorunda kalmistir. Katalanlarin bölgeyi terketmesinden sonra Yakub Bey, yeniden Philadelphia (Alasehir) üzerine giderek vergiye bagladi (1314).

Ilhanli hükümdari Olcaytu'nun Anadolu'daki beylikleri itaat altina almak için gönderdigi (1314) Emir Çoban'in davetine gelerek itaatlerini bildiren beyler arasinda Germiyanli Alisirogullari ve Germiyanogullari'na tabi beyler de vardi. Daha sonra Emir Çoban oglu Demirtas, Anadolu'ya geldiginde (1325) Esref ve Hamidogullari Beyliklerini ortadan kaldirmis, digerlerini zaptetmek için Egridir'de hazirlik yaparken maiyyetindeki beylerden Eretna'yi da Karahisar-i sahip taraflarina göndermisti. Yakub Bey'in damadi olan Karahisar Bey'i kayinpederinin yanina Kütahya'ya siginmistir. Yakub Bey ile Eretna Bey arasinda bir savas çikmak üzere iken Demirtas'tan gelen emir üzerine Eretna Bey Sivas'a çekilmislerdir (1327). Yakub Bey'in 1340'larda vefat ettigi tahmin edilmektedir. el-Ömerî, Yakub Bey devrinde Germiyan Beyliginin talimli düzenli ordusu oldugunu kaydetmektedir.

Mehmet Bey (1340-1361)

Yakub Bey'den sonra Germiyanogullari Beyligi'nin basina oglu Mehmet Bey geçmistir. Mehmed Bey, mücadeleci ve savasçi anlamina gelen Çahsedan veya Çagsadan lakabiyla aniliyordu. O'nun zamaninda,daha önce Katalanlar tarafindan isgal edilen Küldi (Kula) kasabasi rumlardan, Angir (Simav) kasabasi Bizans Imparatorlugu'ndan geri alinmistir. Mehmed Bey hakkinda bilinenler çok azdir. Germiyanogullari Beyligi Yakub Bey'den sonra eski üstünlügünü kaybetmis, hatta Mehmed Bey devrinde Aydinogullari bagimsiz hale gelmislerdir. Mehmed Bey 1361'de vefat etmistir.

Süleyman Sah (1361-1387)

Sah Çelebi olarak da anilan Süleyman Sah, babasi Mehmed Bey'in vefati üzerine Germiyan hükümdari olmustur. O'nun hükümdarliginin ilk yillari olaysiz geçmistir. Karamanogullari Alaaddin Bey ile Hamidoglu Ilyas Bey arasindaki mücadelelerde Ilyas Bey'in tarafini tutmustur. Karamanoglu'nun saldirisina ugrayan Ilyas Bey kendisine sigininca ona yardim etmis ve topraklarini geri almasini saglamistir. Bu durum Süleyman Sah ile Karamanoglu Alaaddin Bey'in arasini açmistir.

Bu dönmde Germiyan beyligi iki önemli Anadolu beyligi arasinda sikismistir. Süleyman Sah, kuzeyde devamli topraklarini genisleten Osmanlilar'dan ve güneydoguda Karamanlilar'dan gelecek saldirilara karsi topraklarini koruyabilmek için bazi imkanlar aramistir. Bu maksatla kizi Devlet Hatun'u I. Murad'in oglu Yildirim Bayezid ile evlendirmis ve kizinin çeyizi olmak üzere Kütahya, Tavsanli, Simav ve Egrigöz dolaylarini Osmanlilar'a birakmistir. Böylece büyük fedakârliklarla dostluk iliskisi kurmaya çalisan Süleyman Sah, kendisi Kula'ya çekilmistir (1381). Yildirim Bayezid ise Kütahya valiligine getirilmistir.

Ayni dönemde Karamanoglu Alaaddin Bey de Osmanlilar'la akrabalik kurmak istemis ve I. Murad'in kizi Melek Hatun ile evlenmistir. Ancak bu evlilik Germiyanoglu Süleyman Sah'i tedirgin etmistir.

Süleyman Sah 1387'de Kula'da vefat etmis ve orada yaptirdigi Gürhane Medresesi'ne defnedilmis ve yerine oglu II. Yakub Bey Germiyan beyi olmustur.

II. Yakub Bey

Babasi Süleyman Sah zamaninda Usak ve Suhud bölgesinde vali bulunan Yakub Bey onun ölümü üzerine (1387) Germiyan beyi olmustur.

Osmanli padisahi I. Murad'in Kosova Savasi'na diger bazi beylikler gibi yardimci kuvvet gönderen II. Yakub Bey, I. Murad'in savas meydaninda sehit düsmesi üzerine Osmanli nüfusundan kurtulmak istedi. Karamanogullari basta olmak üzere bazi topraklari Osmanlilar tarafindan alinan Hamid, Saruhan ve Mentese beyliklerinin olusturdugu ittifaki destekledi. Ayrica bu durumdan istifade ederek babasi tarafindan kizkardesinin çeyizi olarak verilen yerlerden geri aldi ve Kütahya'yi ele geçirdi.

Bu durum karsisinda Yildirim Bayezid, Rumeli'de sulh ve sükunu sagladigi gibi Sirplarla da anlasma yapti. Daha sonra hemen Anadolu'ya geçen Bayezid, kisa zamanda kendi aleyhine gerçeklestirilen ittifaki dagitti. Saruhan, Aydin ve Mentese beyliklerini isgal ettikten sonra Kütahya'ya yöneldi. II. Yakub Bey bu durumdan endiseye düstügü için Yildirim Bayezid'i pekçok hediyelerle karsiladi. Ancak Osmanli Padisahi, kayinbiraderine güvenmedigi için yakalatmis, veziri Hisar Bey ile birlikte Rumeli'de Ipsala kalesine hapsetti.

Böylece bütün Germiyanogullari'na ait topraklar Osmanli ülkesine katilmis oldu (1390).

Yakub Bey 1399'a kadar Ipsala'da kaldi ve sonunda bir firsatini bularak kaçti ve deniz yoluyla Sam'a gitti. O sirada Sam'a gelmis olan Timur'a siginan Yakub Bey, maiyyetinde olanlarla birlikte Ankara Savasi'na katildi (1402). Yildirim Bayezid'in Timur'a maglub olmasiyla Osmanli Devleti'nin parçalanmasi üzerine diger beylikler gibi Germiyan Beyligi de yeniden teskil edildi ve idaresi II. Yakub Bey'e verildi. Böylece Yakub Bey oniki yillik bir aradan sonra yeniden beyliginin basina geçmis oldu. Timur, Ankara Savasi'ndan sonra Kütahya'ya gelmis ve bir ay kadar burada ikamet etmistir.

Yildirim Bayezid'in ölümünden sonra onun sehzadeleri arasinda ortaya çikan karisikliklar sirasinda önce Karamanoglu ile bir ittifaka giren Yakub Bey, daha sonra Çelebi Mehmed'in tarafina geçti (1410). Ancak bu duruma tepki gösteren Karamanoglu Mehmed Bey, Germiyan ili üzerine giderek Kütahya'yi zaptetti. Bu suretle Yakub Bey, ikinci defa ülkesini terketmek zorunda kaldi. Çelebi Mehmed'in Rumeli'de asayisi sagladiktan sonra Anadolu'ya geçmesi üzerine Bursa'ya kadar ilerlemis olan Karamanoglu derhal geri çekilmis, hatta Germiyan topraklarini da terketmistir. Osmanli padisahi Çelebi Mehmed Karamanoglu üzerine yürürken Yakub Bey de yardimci olmaya çalismis, zahire ve levazim tedarik ederek harekati kolaylastirmistir. Böylece Yakub Bey ikinci defa ülkesine sahip olmus ve Osmanli hakimiyetini tanimistir (1413).

II. Murad devrinde de Osmanlilar'la iyi geçinmeye çalisan Yakub Bey bir oglunun olmamasi ve yasinin ilerlemesi sebebiyle ülkesini Osmanli padisahina birakmayi düsündü. Bu maksatla yasi sekseni mütecaviz iken Bursa üzerinden Edirne'ye seyahat etti. II. Murad'la görüsmesi sirasinda hüsn-i kabul gördü ve merasimle karsilandi. Germiyan ilini II. Murad'a vasiyet ederek tekrar ülkesine döndü. Yakub Bey, Kütahya'ya dönüsünden bir sene sonra öldü (Ocak 1429) ve kendi imaretinin mescidindeki mihrabin arkasina defnedildi. Yakub Bey, aradaki fasilalarla birlikte 42 yil hükümdarlik yapti.

TESKILÂT VE KÜLTÜR

a- Sosyal ve Ekonomik Hayat

Germiyanogullari Beyligi'nin en güçlü oldugu I. Yakub Bey devrinde sosyal ve ekonomik hayatin da gelismis oldugu anlasilmaktadir. Sehabeddin Ömeri, Germiyan beyinin 700 sehir ve kalesi oldugunu, ordunun tam teçhizatli oldugu, kiymetli esya ve hayvanlara sahip bulundugunu bildirmektedir. Ticarete önem veren ve nakliyesinde Menderes nehrinden yararlanan Germiyanlilar bazi ihraç mallarini bu vasita ile Ayasulug ve Balat yoluyla denizden ihraç ederlerdi. Yine bu devirde Bizans, her yil Germiyan beyine 100.000 dinar ve pekçok kiymetli esyayi hediye olarak gönderiyordu.

Germiyanogullari devrinde "Germiyan kumaslari" olarak meshur dokumalar çok kiymetli idi. Anadolunun her tarafinda taninan ve Bursa pazarlarinda da bulunan Germiyan kumaslari Osmanli sarayina giden hediyelik esyalar arasinda da yer aliyordu. Yine Denizli'de dokunan ve ak kalemli denilen kumastan hil'at yapilirdi. Sariklik bezler de yine bu bölgede dokunuyordu ve I. Murad'in kullandigi sarik burada islenen tülbentten idi.

Germiyanogullari'ndan Osmanlilar'a intikal eden vakfiyelerden anlasildigina göre tesis edilen imaret ve zaviyelerde yolcu ve fakirlere en iyi sekilde hizmet ediliyordu.

O dönemde halk yerlesik ve konar-göçer olmak üzere iki kisimdi. Köy ve kasabalarda yasayanlar zirai ekonomiye sahip olduklari halde, sehirdekiler ticaret yapiyorlardi. Konar-göçerler ise hayvan besiciligi ile mesguldüler.

Germiyan hükümdari Süleyman Sah ve II. Yakub Bey adina bastirilmis gümüs sikkeler bulunmaktadir. Ayrica Yakub Bey, Timur'un himayesinde iken onun adina, Osmanli himayesinde iken II. Murad adina da para bastirmistir.

b- Ordu

Diger Anadolu Beylikleri'nde oldugu gibi Germiyanogullari'nda da askerî kuvvet timarli sipahi idi. Ayrica beylerin iktalarina göre silahli kuvvet beslemeleri gerekiyordu. Ordu kumandanina subasi deniliyordu. Germiyanogullari'na tabi beyliklerle birlikte 200.000 atli ve yayadan ibaretti. Beyligin kendi ordusu ise 40.000 idi. Germiyanogullari beyligi ordusunda kargi kullanan ve ok atan birlikler bulunmakta, savas haricinde ordu zaman zaman askerî manevralar yapmaktaydi. Ayrica Germiyanlilar sinirlarinin korunmasi maksadiyla ve savasa karsi tedbir olmak üzere mevziler kazdirip buralara topladiklari kuvvetlerle harp hazirliklari yapiyorlardi.

c- Ilmî ve Kültürel Faaliyetleri

Germiyanogullari devrinde Kütahya ilmî ve edebî faaliyetlerin merkezi idi. Burada, bugün Demirkapi Medresesi olarak bilinen Vacidiye Medresesi ve II. Yakub Bey Medresesi en önemli ilim müesseseleridir. Bir kadi olan Ishak Fakih'in insa ettirdigi medrese de bu devirde faaliyet göstermistir. Bu medreselerde nakli ilimlerin yaninda heyet ve astronomi de okutuluyordu.

Umur b. Sava'nin yaptirdigi Vacidiye Medresesi'ne adini veren Müderris Abdülvacid, uzun yillar hocalik yapmis ve bazi eserler kaleme almistir. Fikih dalinda Serhu'n-nikaye adli eseri telif eden (1403) Abdülvacid, astronomi konusunda Çagmini'nin Mülahhas adli kitabina serh yazmistir.

Germiyanogullari zamaninda yetisen ilim ve fikir adamlarinin varligi bize bu devirde beylik merkezinin ne derece canli bir kültür hayatina sahip olduguna delalet etmektedir. Germiyan beylerinin ilim ve fikir adamlarini korumalari ve onlara deger vermeleri bu ortamin glismesini saglamistir. Germiyan ilinin Osmanlilar'a geçmesiyle bu dönemde yetisen ilim ve fikir adamlari, edebiyatçi ve sairler de Osmanli idaresinde hayatlarini sürdürmüsler ve eserler vermeye devam etmislerdir.

Edebî sahada ise Seyhoglu Mustafa, Ahmedî, Seyhî, Ahmed-i Dâî gibi sairler yetisti.

Seyhoglu Mustafa, Süleyman Sah'in emriyle Farsça Merzübannâme ve Kabusnâme'yi Türkçe'ye tercüme etmistir. Yine Süleyman Sah'in istegi üzerine kaleme aldigi Hursidnâme adli mesneviyi onun ölümü üzerine Osmanli padisahi Yildirim Bayezid'e takdim etmistir. Siyasetnâme tarzindaki eseri Kenzü'l-Kübera ise Türkçe mensur bir eserdir.

Ahmedî'nin Iskendernâme'si de yine bu dönemde kaleme alinmistir. Ahmed-i Daî ise Yakub Bey'in emriyle rüya tabirine dair Tabirnâme adiyla Farsça'dan bir eser tercüme etmistir.

d- Imar Faaliyetleri

Germiyanogullari devrinde cami, medrese, çesme gibi çesitli mimarî eserler insa edilmistir. Ankara'da Kizilbey Camii (1299), Denizli'de Süleyman Sah'in yaptirdigi Ulu Cami (1368), Kütahya'da Kale-i Bala Camii (1377), Kursunlu Camii (1377), Balikli Camii, Analci Mescid, Vacidiye Medresesi, Usak'ta Kavsit Çesmesi, Kütahya'da Ishak Fakih'e ait çesme mimarî eserlerin en önemlileridir.

Candaroğulları Beyliği

a- Candarogullari Beyligi'nin Kurulusu

Çobanogullari'ndan sonra Kastamonu, Sinop ve civarinda kurulan Candarogullari Beyligi'nin müessisi Semseddin Yaman Candar'dir. Bu sirada Anadolu Selçuklu Devleti Mogollarin hakimiyeti altinda bulunuyoordu. Selçuklu Sultani II.Giyaseddin Mesud'un ilk saltanat döneminde (1284-1296) kardesi Rükneddin Kiliç Arslan tahti ele geçirmek için mücadeleye basladi. Bu maksatla bulundugu Kirim'dan gemilerle gelen Rükneddin Kiliç Arslan Sinop'a çikti ve oradan Kastamonu'ya geçti . Bu sirada Kastamonu'da Çobanoglu Mazafferüddin Yavlak Arslan bulunuyordu. Rükneddin Kiliç Arslan, Muzafferüddin Yavlak Arslan'i kendisine atabey tayin ederek sultanligini ilân etti. II. Giyaseddin Mesud, onlarin üzerine yürüdü ise de yenilerek esir düstü. Ilhanli hükümdarinin Sultan Mesud'a yardim için gönderdigi kuvvetler yolda yetistiklerinden yapilan savasta Mesud'u kurtardilar. Bu savasta büyük yararliklari görülen Semseddin Yaman Candar'a bu hizmetine karsilik Kastamonu yakinlarindaki Eflani'yi verdi. Böylece Candarogullarri Beyligi kurulmus oldu. Candar'lik vasfindan dolayi Semseddin Yaman'in Selçuklu sarayina mensup ümeradan biri oldugu anlasilmaktadir.

b-I. Süleyman Pasa (1309-1340 ?)

Hâkimiyeti Eflani ve çevresini asamayan Semseddin Yamani'in ölümünden sonra yerine oglu Süleyman Pasa beyligin basina geçmistir. Süleyman Pasa çok geçmeden beyliginin sinirlarini genislemis, Kastamonu üzerine giderek ani bir baskinla sehri, Muzafferüddin Yavlak Arslan'in oglu Hüsameddin Mehmed'in elinden almistir. Süleyman Pasa, Kuzey Anadolu'da nüfuzunun artmasindan yararlanarak Pervaneogullari hâkimiyetinde bulunan Sinop'u ele geçirmis ve idaresini oglu Ibrahim Bey'e vermistir (1322). Bu sirada Safranbolu da alindigindan buranin idaresi de diger oglu Ali Bey'e birakildi. Süleyman Pasa 1335 yilina kadar Ilhanli hâkimiyetini tanimis, Ilhanli hükümdari Ebu Said Bahadir Han'in ölümünden sonra bes sene müstakil olarak hükümet etmis, kendi adina para bastirmistir.

Candaroglu Süleyman Pasa zamaninda Kastamonu'yu ziyaret eden ve Süleyman Pasa ile görüsen Ibn Batuta, O'nun hakkinda söyle der: "Kastamonu sultani, sultan-i mükerrem Süleyman Padisahtir. Mûmâ-ileyh musin olup yetmis yasini mütecavizdir. Güzel yüzlü, uzun sakalli, sahib-i vakar ve heybetli bir zatdir. Fukaha ve sulehâ dahil bezmi olur".

Süleyman Pasa'nin ölüm tarihi kesin olarak bilinmiyorsa da oglu Ibrahim Bey 1341'de hükümdar olduguna göre bu tarihten önce öldügü anlasilmaktadir.

c- I. Ibrahim Bey (1241-?) ve Adil Bey (1345-1361)

Sinop valisi olan Ibrahim Bey, babasinin, kardesi Candar'i veliahd göstermesi sebebiyle isyan etmis ve Kastamonu'ya hâkim olmustu (1339?). Giyaseddin Ibrahim Bey'in hükümdarligi bes sene kadar sürmüs ve vefâtini müteakip yerine amcasi Emir Yakub'un oglu Adil Bey geçmistir (1346). Müneccimbasi, eserinde Adil Bey'in adi gibi adil oldugunu ve uzun müddet beyligin idaresini elinde tuttugunu söylemektedir.

Adil Bey'iin beyligi dönemine ait elimizde fazla bilgi yoktur ve genel olarak 1361 yilinda öldügü kabul edilmektedir. O'nun zamaninda Candarogullari Beyligi, Karadeniz ticareti bakimindan önemli gelismeler kaydetmis, Ceneviz ve Venedikliler ile ticarî iliskiler kurulmustur.

d- Kötürüm Bayezid (1361-1385)

Adil Bey'den sonra yerine Osmanli tarihlerinde "Kötürüm" lâkâbiyla taninan oglu Celaleddin Bayezid Bey geçmistir (1361). O'nun zamaninda Candarogullari Beyligi içte ve dista pek çok hadiselere sahne olmustur. Önceleri Celaleddin Bayezid, Osmanli Padisahi I.Murad (Hüdavendigar)'la dostça geçiniyordu. Hatta itaatini dahi arzetmisti.

Bayezid, komsusu olan beyliklerden Sivas'taki Kadi Burhaneddin ile bozustu. Sebep ise Amasya'da bulunan damadi Ahmed Bey'in, Kadi Burhaneddin tarafindan öldürülen babasi Sadgeldi Pasa'nin intikamini almak için kendisinden yardim istemesi oldu. Kötürüm Bayezid damadina iki defa yardim ettiyse de her defasinda maglup oldular (1383-4).

Bu sirada Candarogullari Beyligi'nde iç karisiklikllar bas gösterdi. Bayezid'in tahtini küçük oglu Iskender'e birakmak düsüncesinde olmasi büyük oglu Süleyman bey tarafindan tepkiyle karsilandi. Kardesini öldürerek babasina isyan eden Süleyman sonunda Osmanli padisahi I.Murad'a siginarak ondan yardim istedi. Böylece iki beylik arasindaki dostluk sona erdi ve I. Murad bir osmanli ordusunu Süleyman Bey komutasinda Bayezid üzerine yolladi. Kastamonu'da yapilan savasta Kötürüm Bayezid yenildi ve Sinop'a çekilmek zorunda kaldi (1383). Böylece Candarogullari Beyligi birinin merkezi Kastamonu ve digerinin Sinop olmak üzere ikiye ayrildi. Süleyman Pasa'nin Kastamonu'da hükümdarligi uzun sürmedi.Osmanlilarin baskisina tahammül edemeyen Süleyaman Pasa Kastamonu'yu terketti. Ancak halkin O'nun tarafini tutmasi üzerine I.Murad burada daha fazla tutunamayacagini anlayinca Kötürüm Bayezid'e haber göndererek fethettigi kaleleri kendisine terkettigini bildirdi. Kötürüm Bayezid Bey, bu firsati kaçirmayarak Kastamonu'yu tekrar eline geçirdi. Bu durum karsisinda Süleyman Pasa, ikinci defa Sultan Murad'tan yardim istedi ve Osmanlilar'in yardimiyla Kastamonu'yu yeniden aldi (1384).

Bu son hadiseler sirasinda hasta olan Kötürüm Bayezid Sinop'a çekildikten bir süre sonra vefât etti. Yerine Sinop Beyligi'ne oglu Isfendiyar Bey geçti (1385).

e- II.Süleyman Pasa (1385-1392)

Süleyman Pasa, Kastamonu'da Beyligin idaresini ele geçirdikten sonra himayesini gördügü Osmanli Devleti ile dost geçinmeye büyük önem gösterdi. Hatta Osmanli Padisahi I.Murad'in Karaman'a karsi yaptigi sefere (1386) ve Balkanlar'daki I.Kosova Savasi'na (1389) yardimci kuvvetler göndererek istirak etmis oldular. Bu dostluk Yildirim Bayezid'in ilk yillarinda da devam etti. Ancak, Yildirim Bayezid'in Anadolu Beyliklerini kendi hâkimiyeti altinda toplamak istemesi ve bu amaçla Candarogullari'nin da yardimiyla Bati Anadolu Beyliklerini ortadan kaldirmaasi, Süleyman Pasa'yi kendi beyliginin gelecegi konusunda endiseye düsürdü. Bu sirada hemen bütün Anadolu Beylikleri, Osmanli Devleti'ne karsi birlesmekte idiler. Candaroglu II.Süleyman Pasa da Sivas hükümdari Kadi Burhaneddin ile anlasti. Yildirim Bayezid'in Kastamonu üzerine yürümesi karsisinda Süleyman Pasa, Kadi Burhaneddin'den yardim istedi. Kadi Burhaneddin'in yardima karar vermesi ve Yildirim Bayezid'i tehdit eden mektup göndermesi Osmanli ordusunun geri dönmesini sagladi. Ertesi yil (1392), Yildirim tekrar Kastamonu üzerine yürüdü. Fakat, Kadi Burhaneddin'in yardim için geldigi haberini alinca yeniden geri dönmek zorunda kaldi. Nihâyet, Nisan 1392'de Osmanli ordusu gerekli hazirliklarla Kastamonu'ya dogru ilerledi. Süleyman Pasa, Kadi Burhaneddin'in yardimini saglayamadan Yildirim Bayezid tarafindan maglup edilerek öldürüldü. Böylece Osmanli padisahi Bayezid, Kastamonu'daki Candarogullari Beyligi'ne son vermis oldu.

f- Isfendiyar Bey (1392-1439)

Ebu'l-feth ve Çelebi gibi ünvanlarla anilan Isfendiyar Bey Kastamonu topraklarini ele geçiren Osmanli ordusunun Sinop'u tehdit etmesi üzerine Bayezid'e bir elçi gönderdi. Osmanli tabiligini taniyacagini ve Sinop'un kendisine birakilmasini isteyen Isfendiyar Bey, babasi ile kardesinin isyanlarindan kendisinin mesul tutulmamasini istedi. O'nun bu istegi Yildirim Bayezid tarafindan kabul edildi ve iki taraf arasinda Kivrim Yolu sinir tayin edildi (1392).

Böylece Candarogullari Beyligi, Sinop'ta Isfendiyar Bey kolundan devam etti. Isfendiyar Bey'in yarim asra yakin süren hükümdarligi döneminde, Candarogullari Beyligi, Osmanli tarihlerinde Isfendiyar ogullari olarak meshur olmustur.

Yildirim Bayezid'in Ankara Savasi'nda (1402) Timur'a maglup ve esir olmasi üzerine Isfendiyar Bey, Osmanli tabiyetinden kurtulmustur. Timur'un Bati'ya dogru ilerledigi haberini alan Isfendiyar Bey deniz yoluyla gelerek Mentese'de Timur'la görüstü ve pek çok hediye vererek bagliligini bildirdi. Timur, buna karsilik Isfendiyar Bey'e kendisinin sahip oldugu topraklara ilave olarak Kastamonu, Çankiri, Kalecik ve Tosya gibi eski Candarogullari Beyligi'nin eski topraklarini da verdi.

Isfendiyar Bey, Timur'un himayesinde Candarogullari Bey'i olarak idareyi ele aldi ve bastirdigi paralarla Timur'un adini zikretti. XV. yüzyilin baslarinda Anadolu'ya gelen Ispanyol seyyahi Clanjo, Candarogullari Beyligi hakkinda bilgi verirken, Isfendiyar Bey'in Timur'a vergi verdigini, onun adina para bastirdigini, Inebolu'nun beyligin sinirlari içinde oldugunu yazmistir.

Timur'un Anadolu'yu terkederek Semerkand'a dönmesinden sonra Yildirim Bayezid'in ogullari arasinda çikan taht mücadelelerinde Isfendiyar Bey, ihtiyatli bir siyaset takip etmis, kendisine zarara gelmeyecek sekilde sehzadeler arasinda taraf tutmustur. Önceki Mehmed Çelebi'ye karsi Isa Çelebi'yi desteklemisti. Ancak Mehmed Çelebi'nin varlik göstererek Anadolu'da kuvvetli bir sekilde birligi saglamayi basarmasi üzerine yeniden dostluk kuruldu. Rumeli hakimi olan Süleyman Çelebi'nin Anadolu'ya geçmesi karsisinda Mehmed Çelebi ile Isfendiyar Bey, müsterek hareket etmek zorunda kaldilar. Bu arada Candaroglu Isfendiyar Bey, Musa Çelebi'nin Sinop yoluyla Rumeli'ye geçmesine yardimci oldu. Daha sonra Mehmed Çelebi'nin Karaman (1415-16) ve Eflâk (1416-17) üzerine tertib ettigi seferlerde Osmanlilar'a yardim eden Isfendiyar Bey, oglu Kasim Bey denetiminde yardimci bir ordu gönderdi.

g- Candarogullari Beyligi'nin Parçalanmasi

Isfendiyar Bey, kendi idaresi altinda bulunan topraklardan Çankiri, Kalecik ve Tosya'yi en çok sevdigi oglu Hizir Bey'e vermeyi düsündügünden, bunu ögrenen ve Mehmed Çelebi'ye yardim için Rumeli'ye giden Kasim Bey babasina darilmisti. Hatta, Eflâk Seferinden dönüste Kastamonu'ya gitmeyerek, babasinin kardesine vermeyi düsündügü yerlerin kendisine alinmasini istemis ve Osmanli himayesine siginmisti. Oglunun bu davranisindan memnun kalmayan Isfendiyar Bey, Osmanlilar'in istegine karsi çikamadigindan Mehmed Çelebi'ye bir elçi göndererek Çankiri, Kalecik ve Tosya'yi Kasim Bey'e degil, Osmanli hükümdarina biraktigini arzetti. Bunun üzerine Çelebi Mehmed, Ilgaz dagini sinir kabul ederek, Isfendiyar Bey'in biraktigi yerleri, Osmanli hizmetine giren Kasim Bey'e verdi. Böylece Candarogullari Beyligi biri yari bagimsiz, digeri Osmanli hâkimiyetinde olmak üzere seklen ikiye bölündü. Daha sonra Samsun ve civarini Osmanli topraklarina katmak isteyen Çelebi Mehmed, Cenevizliler'den Kâfir Samsun'u, Isfendiyaroglu Hizir Bey'den de Müslüman Samsun'u aldi (1419). Bu sefer sonunda Candarogullari Beyligi'nin sinirlari doguda Sinop, güneyde Ilgaz ve batida Araç kasabasi tarafindan çevrilmistir.

Osmanli Devleti'ndeki saltanat degisikliginden kendi lehine yararlanmak isteyen Isfendiyar Bey, II.Murad'in padisahliginin ilk döneminde oglu Kasim Bey üzerine giderek elindeki yerlerden çikardi. Bilahare Osmanli ordusunun karsi koymasiyla Isfendiyar Bey yenilerek Sinop'a çekilmek ve baris istemek zorunda kaldi (1423). Bunun üzerine yapilan antlasma sartlarina göre, Isfendiyar Bey, II. Murad'a tabi olacak, her sene padisahin seferlerine asker gönderecek ve Küre-i Nühas gelirlerinden önemli bir kismini Osmanli Devletine verecekti.

Isfendiyar Bey, II.Murad ile dost geçinmek mecburiyetinde oldugunu görünce iki hanedan arasinda aile bagi kurmaya çalisti ve oglu II. Ibrahim Bey'in kizini II. Murad'a nikahladi. Böylece, Candarogullari Beyligi bir müddet daha yasama imkâni bulmus oldu.

Isfendiyar Bey yetmis küsur yasinda 1440 yilinda Sinop'ta öldü. O'nun zamaninda Candarogullari Beyligi'nin iktisadi ve ticâri hayati önemli ölçüde gelismis, Sinop limani vasitasiyla Venedik ve Cenevizlilerle pek çok ticâret yapilmisti. Ayrica Kastamonu'da bulunan ve ihraç edilen bakir madeni de beyligin önemli gelir kaynaklarindandi.

h- II.Ibrahim Bey (1439-1443)

Isfendiyar Bey'in ölümünden sonra yerine "Taceddin" ünvani ile anilan oglu Ibrahim Bey geçti (1439). Dört sene süren beyligi sirasinda, Osmanli hanedani ile olan akrabaliginin da tesiriyle herhangi bir hadise vuku bulmadi. II.Murad'in kayinpederi ve enistesi olan Ibrahim Bey, beyligin iç ve dis siyasetinde barisçi ve ahitlere bagli bir politika uyguladi. 1443 senesinde Sinop'ta ölen Ibrahim Bey, diger bazi Anadolu Beyleri gibi "Sahibü's-seyf ve'l-kalem" ünvani ile de anilmistir.

i- Ismail Bey (1443-1461)

II. Ibrahim Bey'in ölümünden sonra Candarogullari beyliginin basina, bu hanedan içinde meydana getirdigi hayir müesseseleri ile ilim ve fazilet bakimindan en degerlisi olan Ismail Bey geçti. Cemaziyelevvel 822 (Haziran 1419) tarihinde dogan Ismail Bey, 1443'de beylik tahtina oturdu. Kemaleddin ünvani yaninda Ebu'l-Hasan künyesi ile de taninan Ismail Bey, saltanatinin ilk yillarinda beyligin birligini muhafaza etmek için kardesi Kizil Ahmed Bey ile ugrasmak zorunda kaldi. Kizil Ahmed, babasinin yerine geçmek istiyor ve bu amaçla da Osmanli Devvleti'nden yardim umuyordu. Osmanlilar ise sadece Bolu sancagini Kizil Ahmed Bey'e vermekle yetindiler. Fatih Sultan Mehmed'in Osmanli tahtina çiktigi ilk yillarda bazi Anadolu beylikleri ile anlasmazliklar oldugu halde, Candaroglu beyligi ile barisi bozucu bir olay meydana gelmedi. Hatta Istanbul'un kusatilmasi için yapilan hazirliklara katildilar. Daha sonra 1452 kisinda Istanbul'a karsi baslatilan kusatilmada Candaroglu Ismail Bey'in kuvvetleri Istanbul'u abluka altina aldilar. Asil kusatma sirasinda harp sahasinda bulunan Ismail Bey'in oglu Kasim Bey Mayis 1453'de baslayan asil hücumdan önce imparatora gönderilerek teslim teklifinde bulunmustu.

Istanbul'un fethinden sonra, Anadolu'da birligi saglamak için, beylikler sistemine son vermek gerektigini gören Fatih, bu politikasini uygulamakla Osmanli-Candarogullari iliskisinin bozulmasina sebep oldu. Kurulusundan itibaren Osmanli Devleti için hasmane bir siyaset takip eden Candarogullari Beyligi, Anadolu'da büyük bir tehlike teskil ettigi gibi, elinde bulundurdugu bölgenin siyasî, cografi ve ekonomik önemi sebebi ile de Fatih'in ilgisini çekmisti.

Topraklarinin, Osmanli hedef sahasi içine girdigini gören Ismail Bey, beyliginin varligini korumak için Trabzon-Rum Imparatorlugu araciligiyla Bati Hiristiyan dünyasi ile temasa geçti ise de sonuç alamadi. Çok geçmeden Fatih Sultan Mehmed, Kuzey Anadolu'yu topraklarina katmak amaciyla sefere çikti. Bu seferin, kendi üzerine yapildigini zanneden Ismail Bey, Kastamonu'yu terkederek Sinop'a çekildi ise de, Osmanli kuvvetlerinin sadece Amasra'yi aldigini ögrenince, padisaha hediyeler göndererek bagliligini bildirdi.

Fatih Sultan Mehmed Trabzon seferi hazirliklari sirasinda Ismail Bey'e de mektup göndererek, askerleriyle yardima hazir olmasini ve Sinop limanina gelecek Osmanli donanmasinin ihtiyacinin karsilanmasini istemisti. 1461 yili kisinda sefer hazirliklarini tamamlayan Fatih, sadrâzam Mahmud Pasa'nin Istanbul'da hazirladigi donanmayi Sinop'a gönderdi ve Osmanli kara ordusu Ankara'ya hareket etti.

Isfendiyar Bey, mektupta kendisinden istendigi gibi oglu Hasan Bey kumandansindaki bir orduyla Ankara'ya gelen Osmanli ordugâhinda Candaroglu Beyligini ele geçirebilmek için Osmanli himayesine giren Kizil Ahmed de bulunuyordu. Muhtemelen O'nun tesvikleriyle Ankara'ya gelen Hasan Bey, Fatih'in emriyle hapsedildi.

Fatih, Candarogullari Beyligini Kizil Ahmed Bey'e vererek Osmanli kuvvetleriyle Kastamonu üzerine yolladi ve arkasindan da Mahmud Pasa'yi gönderdi. Kendisi en arkadan hareket eden Fatih, böylece Ismail Bey'i zor bir duruma düsürdü. Bütün bu gelismeleri haber alan Ismail Bey, acele ile Kastamonu'dan Sinop'a çekildi ve savunma hazirlaklarina basladi. Mahmud Pasa Kastamonu'ya gelince oradan yeni bir ordu hazirlayarak Sinop'a yürüdü. Sehir karadan ve denizden kusatildi. Bu sefer sirasinda divân kâtibi olan tarihçi Tursun Bey'in verdigi bilgiye göre Mahmud Pasa, Ismail Bey'e Tursun Bey'in kaleme aldigi bir mektup gönderdi ve teslim olmasini istedi. Yapacak bir sey olmadigini anlayan Candaroglu Ismail Bey, Sinop'u Osmanli kuvvetlerine teslim etmek zorunda kaldi (1461). Bu sirada Sinop'ta bulunan Fatih Sultan Mehmed huzuruna kabul ettigi Ismail Bey'i ikram ile karsiladi ve gönlünü hos tutmasini istedi. Ilim ile temayüz etmis bulunan Candarogullari Beyligi'nin son temsilcisi sayilabilmis bulunan Candarogullari Beyligi'nin son temsilcisi sayilabilecek Ismail Bey kendisine verilen Bursa Yenisehir'i, Inegöl ve Yarhisar taraflarina gitti. Ankara'da hapsedilen oglu Hasan Bey ise Bolu sancakbeyligine tayin edildi.

Ancak, Trabzon seferi dönüsünde Mora sancagina tayin edilen kardesi Kizil Ahmed'in Uzun Hasan'a siginmasi üzerine Ismail Bey de bu emre uymayip kendi istegiyle Andolu'dan Rumeli'ye nakledilerek Filibe'de dirlik verildi. Ismail Bey, hayatinin bundan sonraki kismini burada geçirdi ve altmis iki yasinda vefat etti. O'nun beyligi döneminde Candarogullari Beyligi bir refah devri yasamistir.

i- Kizil Ahmed Bey (1461)

Kastamonu ve Sinop Osmanli topraklari arasinda katildigi halde bölgenin idaresi Ismail Bey'in kardesi Cemaleddin Kizil Ahmed'e birakilmisti. Kizil Ahmed Bey'in son Candarogullari beyi olarak bulunmasi kisa sürmüstür. Öyle anlasiliyor ki, gerçekte Osmanli idaresine alinan Kastamonu ve civarinin Kizil Ahmed Bey idaresine birakilmasi Osmanli padisahi Fatih Sultan Mehmed'in siyasi bir taktigi idi. Çünkü o sirada Fatih, Trabzon üzerine bir sefer düzenlemis bulunuyordu. Muhtemelen Trabzon yolu üzerinde bulunan bölgede bir karisiklik çikmasini istemiyordu. Nitekim, Trabzon'un fethinden dönen Fatih, Kizil Ahmed Bey'i Mora Sancakbeyligine tayin ederek Kastamonu'dan uzaklastirmis ve Candarogullari Beyligi'ne son vermistir. Ancak bu durumdan memnun kalmayan Kizil Ahmed Bey, bu emre uymamis ve mücadeleye girismistir. Önce Karamanoglu Ibrahim Bey'e siginmis ve daha sonra Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'in himayesine girmistir (1461). Bu tarihten itibaren Fatih ile Uzun Hasan'inn hesaplasmasi olan Otlukbeli savasina (1473) kadar Uzun Hasan'in yaninda ve hizmetinde kalan Kizil Ahmed Bey, bu savasta Uzun Hasan'in maglup olmasi üzerine siyasi bir sahsiyet olarak önemini kaybetmistir. Fatih'inn ölümünden sonra tekrar Osmanli Devleti'nin hizmetine girdigi rivayet edilen Kizil Ahmed Bey'in bundan sonraki hayati hakkinda kesin bilgiler mevcut degildir.

k- Candarogullari Beyligi'nde Sosyal ve Ekonomik Durum

Kastamonu ve Sinop gibi Kuzey Anadolu'da iki önemli sehir ve çevresine sahip olan Candarogullari Beyligi XIV. yüzyilin ilk yarisinda güçlü bir siyasî kurulus olarak varlik gösterdiler. Anadolu Selçuklu Devleti'nin Mogol baskisi altinda dagilmasi sirasinda uçlarda kurulmaya baslayan beyliklerde yeni bir canlilik gözlenmekteydi. Çobanogullari Beyligi'nin yerlesmis oldugu Kastamonu ve civarini ele geçiren Candarogullari, bu bölgeyi Anadolu'nun en büyük ve güzel beldelerinden biri haline getirdiler.

XIV. yüzyilin ilk yarisinda Kastamonu'ya gelen ve Candaroglu I. Süleyman Pasa ile görüsen Ibn-i Battuta, kendisine yapilan iyi muameleyi zikretmis ve ucuzluktan söz etmistir. Beyin etrafinda tesekkül eden sosyal tabakayi ise su sekilde dile getirmektedir.

"Cuma günü ikametgahindan baîd olan mescide râkiben azîmet sultân'in adetidir. Mescid-i mezkûr ahsabdan üç tabakayi havidir. Sultan ile ricâl-i devlet, kadi, fukahâ ve vücûh-i asâkir alt tabakada ve Efendi yani Sultan'in biraderi ile ashâb u huddâmi ve ahâli-i beldeden bazilari orta tabakada ve Sultan'in esgar evladi olan ve Cevad tesmiye kilinan veliahdi ile ashâb-i memâlîk ve huddâmi ve sâir halk üst tabakada edâ-i salât ederler. Huffâz ictimâ ile mihrabin önünde halka teskil edip hatib ve kadi dahi bunlarla beraber oturur".

Yine XIV. yüzyil cografyacilarindan el-Ömeri, Mesâlikü'l-ebsâr adli eserinde Candarogullari'nin sosyal ve ekonomik durumunu ilgilendiren bilgiler vermektedir. el-Ömeri, Karadeniz kiyisinda bulunan Kastamonu'nun önemli bir mevkii bulundugunu, özellikle Sinop'un Karadeniz kiyilari ile olan irtibatini ve ehemmiyetini anlatir. Candarogullari Beyligi'nin yöneticileri ve halkin bunlara bagliligi ile bölgenin ekonomik durumu hakkinda bilgi verir.

Islâm toplumunun sosyal hayatinda önemli bir yeri olan vakif müessesesinin de Candarogullari Beyligi sinirlari içinde büyük ölçüde yayginlastigini görüyoruz. Yerlesik hayata geçmeyi, sehirlesmeyi saglayan ve meskur bölgeler olusturulmasinda önemli bir yeri olan vakif eserler arasinda, cami, medrese, imaret, zaviye gibi dinî ve ictimâî maksatlarla kurulmus pek çok müessese bulunuyordu.

Yerlesik hayatin önemli bir birimi olan sehir, Anadolu Selçuklulari ve Beylikleri döneminde Anadolu'nun iç ve dis ticaretini saglayan önemli merkezlerdi. Büyük ticaret yollari üzerinde kurulan sehirlerde büyük bir refah göze çarpiyordu. Candarogullari'nin sahip oldugu Sinop büyük ticaret yollarinin ulastigi Karadeniz kiyisindaki önemli bir iskele idi. Cenevizliler buradaki antrepolari vasitasiyla Anadolu'daki mallari ihraç ve kendi mallarini ithal ediyorlardi. Sivas'ta yerlesen Ceneviz tüccarlari Dogu ve Güney'den gelen emtiayi kervanlarla Karadeniz limanlarindan olan Trabzon'a, özellikle Samsun ve Sinop'a gönderiyorlardi. Dolayisiyla Samsun ve Sinop'ta çok canli bir ticaret yapiliyordu. Nitekim, Çelebi Mehmed zamaninda Samsun üzerine sefer yapildiginda önce Ceneviz elindeki Kâfir Samsun sonra Isfendiyar Bey oglu Hizir Bey idaresindeki Müslüman Samsun alindiginda, Osmanli padisahi Hizir Bey'e sehri niçin savunmadigini sormustu. Bunun üzerine Hizir Bey "Bizim sehrimizin dirligi Kafir Samsun sayesinde idi, o da sizin elinize geçti" diyerek Cenevizlilerle olan ticaret kapisinin kapandigini söylemek istemistir. Beyligin, Sinop limani vasitasiyla Venedik ve Ceneviz ile iktisadî-ticarî münasebetlerini gelistirdigi Venedik Devlet Arsiv vesikalarindan anlasilmaktadir. Kastamonu ise önemli bakir ve demir madeninin çikartildigi bir merkez idi. Bakir madeninin bulundugu Küre, Beyligin idaresinde bulunuyordu. Önemli bir sanayi maddesi olan bakir çok eski dönemlerden beri kullanildigi gibi bu dönemde ve Osmanlilar devrinde de önemini sürdürmüstür.

Candarogullari Beyligi, Cenevizliler'le yaptiklari alis-verislerinde üzerinde çift balik resmi bulunan ve Dârü's-saâde-i Sinop yazili bakir paralar kullanmislardi.

l- Candarogullari Beyligi'nde Ordu ve Donanma

Candarogullari Beyligi'nde sosyal ve ekonomik hayatta görülen refah, beyligin askerî gücü ile de alakasi olmasi bakimindan önemlidir. Beyligin sahip oldugu kara ordusu yirmi bes bin süvari olup, Osmanli devletinin yaninda Rumeli ve Anadolu'da seferlere katiliyordu. Ayrica uç beyligi olmasi ve Bizans hududunda bulunmasi sebebiyle zaman zaman Bizans üzerine akinlar yapildigi gibi Fatih'in Istanbul kusatmasina istirak etmisti.

Candarogullari Beyligi'nin önemli bir diger askerî gücü donanma idi. Beyligin Sinop limaninda bir tersanesi bulunuyordu. Donanmanin mikdari hakkinda kesin bir bilgi mevcut degilse de, daha Selçuklular zamaninda Sinop'ta donanma bulundugu ve Çobanogullari Beyligi ve kurucusu Hüsameddin Çoban'in buradan donanma ile Kirim'a sefer yaptigi bilinmektedir. Daha sonra Pervaneogullari idaresinde kalan Sinop'ta yine güçlü bir donanma vardi. Candarogullari donanmasi da 1361'de Cenevizler idaresindeki Kefe'yi ele geçirmek üzere tesebbüslerde bulunmustu. Isfendiyaroglu Ismail Bey'in Sinop'un Osmanlilar'in eline geçmesinden önce insa ettirdigi gemi 900 ton tasiyacak büyüklükte idi. Daha sonra Osmanli donanmasi için örnek teskil eden bu gemi Fatih Sultan Mehmed tarafindan Istanbul'a gönderildi.



m- Ilmî ve Kültürel Faaliyetler

Candarogullari, iki yüzyila yaklasan hükümdarliklari zamaninda ilim ve sanat adamlarini himaye ederek pekçok Türkçe eser yazilmasina ve Türkçe'nin ilim dili olmasina yardimci olmuslardir.

Candarogullari Beyligi zamaninda, Kastamonu, Anadolu'nun önemli ilim ve kültür merkezlerinden biri oldu ve bu durumunu Osmanlilar zamaninda sehzade sancagi oldugu zamanlarda da sürdürdü.

Beyligin asil kurucusu olan ve sinirlarini genisleten I. Süleyman Pasa, çevresinde olusturdugu ilim meclisleri ile kültür faaliyetlerinin yasatilmasina önayak olmustur.

Candarogullari Beyligi döneminde kaleme alinan ilk eser Kutbeddin Sirazi tarafindan I. Süleyman adina yazilmistir. Imam-i Gazali'nin Ihyau Ulumi'd-Din adli eserinden seçmeler yapilarak hazirlanan eser Intihab-i Süleymanî adiyla Farsça olarak telif edilmistir.

Kötürüm Bayezid adina da Ebu Mihnef'e Hz. Hüseyin'in sehadetini anlatan Destân-i Maktel-i Hüseyin adli manzum mesnevî Yusufî tarafindan tercüme edilmistir.

Devrinde ilmî ve kültürel çalismalarin önem kazandigi iki Candaroglu beyi Isfendiyar Bey ile torunu Ismail Bey'in Isfendiyar Bey adina kaleme alinan eserler arasinda Sinop'lu hekim Mümin bin Mukbil bin Sinan'in Kitâb-u Miftâhu'n-nûr ve Hazâinü's-sürûr adli göz hastaliklari ile ilgili tib kitabi, yine Isfendiyar Bey'in emriyle oglu Ibrahim'in okumasi için yazilan Cevahirü'l-esdâf isimli Türkçe Kur'an-i Kerim tefsiri, diger oglu Hizir Bey adina tercüme edilen Mirâcnâme, yine oglu Kasim Bey adina yazilan Türkçe Hulâsatü't-tib kitaplari bulunmaktadir.

Bu hanedanin ilim ve edebiyati himaye hususunda en mühim simasi Ismail Bey'dir.

Hulviyyât-i Sahî adli fikiihtan fürûa dair 78 bab üzerine Türkçe bir eser yazmis olan Ismail Bey, kendisi de büyük bir âlimdir. O'nun adina yazilan eserler arasinda Kastamonu'lu Ömer bin Ahmed'in Risale-i Münciye adli yedi kiraata dair genis Türkçe Tecvid'i, Yunus bin Halil'in Miyarü'l-ahyar ve'l-esrar adli Türkçe tasavvuf kitabi bulunmaktadir. Yine Ismail Bey'in emriyle yapilmis mütercimi bilinmeyen bir Kimya-yi Saadet tercümesi vardir. Ismail Bey, Niksarli Muhyiddin Mehmed için yaptirdigi kütüphaneye ser'î ve aklî ilimlere dair üçyüz kitap bagislamistir.

Candarogullari devrinde edebiyat sahasinda da bir canlilik görülmektedir. Kastamonu ve Sinop XV. yüzyilin ilk yarisinda sair ve âlimlerin himâye edildigi önemli bir merkez olmustur. XV. yüzyil baslarinda yetisen Anadolu sairlerinden Sinop'lu Mehmed, Kastamonu'lu Dervis Türabî ile Ismail Bey'in çevresinde bulunan Hammidî Hâkî, Senâyî, Dâî gibi sairler Candarogullari döneminde varlik göstermislerdir.

n- Imar Faaliyetleri

Ilim ve kültür sahasinda önemli gelismelere sahne olan Candarogullari Beyligi'nin merkezi Kastamonu ve Sinop'ta pekçok cami, medrese, imaret, han, hamam, türbe ve çesme insa edildi.

Candarogullari Beyligi'nin kurulusu sirasinda beylik tahtinda bulunanlar daha çok beylik sinirlarini genisletmek ve idarî teskilati yerlestirmek ile mesgul oldular. Bu sebeple ilk dönemde pek imar faaliyetleri görülmez. Nitekim I. Süleyman Pasa sadece Tasköprü'deki Çobanogullari devrinden kalan Muzafferüddin medresesini tamir ettirmistir (1329). I. Ibrahim Bey de I. Izzeddin Keykavus'un Sinop'un iç kalesinde yaptirdigi camii 1341'de yeniden insa ettirmis ve bu cami daha sonra Ibrahim Bey Camii olarak anilmistir. Adil Bey'in oglu Mahmud Bey Kastamonu'ya bagli Kasaba'da bir cami insa ettirmistir. Kötürüm Bayezid Bey de Sinop'ta Cami-i Kebir (Ulu Cami) denilen Sultan Alaaddin camiini tamir ettirmis (1385) ve Araç kasabasinda bir cami yaptirmistir. Candarogullari beyleri içinde ilk defa büyük bir tesis kuran Isfendiyar Bey'dir. Kastamonu'daki kendi adiyla anilan mahallesinde cami, zaviye ve hamam insa ettirdi. Yine Devrekanî'nin Kasaplar köyünde mescid ve Boyabat'da medrese bina ettiren Isfendiyar Bey'in tamir islerine de önem verildigi bilinmektedir. Isfendiyar Bey'in oglu Kasim Bey de Çankiri'da cami, imaret ve zaviye yaptirmistir. II. Ibrahim Bey'in de Kastamonu'da Aktekke diye de bilinen bir imareti vardir.

Candarogullari Beyleri arasinda insa faaliyetleri bakimindan önemli yeri olan ikinci kisi Ismail Bey'dir. Kastamonu, Sinop ve civarinda pekçok tesisi bulunmaktadir. Ayrica ömrünün son zamanlarini geçirdigi Filibe'de de imar hareketlerini devam ettirmistir. Ismail Bey'in Kastamonu'da insa ettirdigi en önemli külliyesi, önceleri Sehinsah Kayasi ve sonralari Küçük Imaret, Asagi Imaret diye bilinen cami, on odali medrese, imaret, türbe ve kütüphaneden meydana gelen tesisdir. Bu külliyenin insa tarihi 1454'dür. Ismail Bey'in yine Kastamonu'da bir kervansaray, Sinop'ta çesme, Araç'ta han ve çesme, Boyabad'da imaret, Boyabad'in Mana kasabasinda mescid, Araç'in Boyali ve Küre-i Hadid köylerinde cami, Oyacali köyünde hamam, Küre-i Nühas'ta hamam, Tasköprü'nün Gökçe nahiyesinde kervansaray, Göl nahiyesinin Kemah ve Kavalca köylerinde Cami ve çesme, Devrekani'de mescid ve hamam ve Çayircik köyünde bir mescid yaptirmistir. Ismail Bey Filibe'de bulundugu sirada burada Saraçhane camii ile Markova köyünde mescid, hamam ve su yollari insa ettirmis ve vakiflar tesis etmistir.

Karesioğulları Beyliği

Karesi beyliği
Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra kurulmuş beyliklerden biri. Başkentleri Balıkesir ili idi. Beyliği, Danişment Gazioğullarından Kalem Bey ile oğlu Karesi Bey kurmuştur. Karesi Beyliği 1341 yılında Osmanlıların eline geçmiştir.

Karesi beyliği hakkında ansiklopedik bilgiAnadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra kurulmuş beyliklerden biri. Başkentleri Balıkesir ili idi. Beyliği, Danişment Gazioğullarından Kalem Bey ile oğlu Karesi Bey kurmuştur. Karesi Beyliği 1341 yılında Osmanlıların eline geçmiştir. Karesi Beyliği (Karasioğulları Beyliği, Karasi Beyliği, Karesioğulları Beyliği) şekillerinde de geçer), yaklaşık olarak 1297- 1360 yılları arasında, bugünkü Balıkesir- Çanakkale yöresinde hüküm sürmüş, ve Osmanoğlu Beyliği'ne komşu olduğu için Osmanoğullarının genişlemesiyle en kısa ömürlü olmuş Anadolu Türk Beyliğidir. Karesi beylerinin ve ilerigelen simalarının, Osmanoğullarının nüfuzu altına girmelerini takiben, Osmanlı Devleti'nin Rumeli topraklarında yayılmasında büyük katkıları olmuştur. Günümüzdeki Balıkesir ili Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarına kadar idari taksimatta Karesi ismini taşımıştır.
Tarihi
Beyliğin kurucusu Karesi Bey idi. Karesi Bey, Danişmendlilerin soyundan olup, Anadolu Selçuklu Devleti'nin uçbeylerindendi. Bizanslılara yaptığı saldırılarla Misya bölgesini (bugün Balıkesir yöresi) ele geçirdi ve burayı merkez yaptı. Ölümünden sonra Beylik, Balıkesir ve Bergama merkezli olmak üzere ikiye bölündü. Oğullarından Demirhan, Balıkesir ve yöresine hakim oldu. Ama Demirhan'ın, Osmanlı padişahı Orhan Bey'a yenilmesiyle Osmanlılar Balıkesir'i aldılar ( 1345). Demirhan Bey'in Osmanlılara kendi isteğiyle katıldığına dair yorumlar vardır. Yahşi Bey'in elindeki Bergama ve Edremit 1350 yılında Osmanlılarca alındı ve Beyliğin Bergama kolu da sona erdi. Beyliğin komutanlarından Hacı İlbeyi, Evrenos Bey, Ece Halil ve Gazi Fazıl Osmanlı hizmetine girdiler. Demirhan'ın oğlu Süleyman Bey Çanakkale- Troya kıyı bölgesinin hakimiydi. Bizanslılarla akrabalık ilişkilerini kullanarak, Osmanlılara karşı Bizans- Aydınoğulları ittifakına katıldı. Osmanlılar 1360'ta Çanakkale ve çevresini ele geçirerek Süleyman Bey'in egemenliğine de son verdiler.

Karasioğulları, Osmanlılar'ın ilk ilhak ettikleri Türkmen Beyliği'dir. Karasioğulları, Dânişmendoğulları hânedânındandır. Karasi Bey'in babası Kalem Şâh Bey, onunki Yağdı Bey, onunki 1250 sıralarında ölen Nizâmeddin Suhrâb Bey, onunki Muzaffereddin Mahmud Bey, onunki Melik Yağıbasan, onunki Melik Gazi, onunki de Melik Dânişmend Gazi'dir. Dânişmendoğulları, devletlerini kaybettikten sonra, Bizans sınırında uç beyi olmuşlardı. Karasi Bey'le babası Kalem Şâh Bey, bu suretle Kuzeybatı Anadolu'da birçok yerleri Bizans'tan fethetmişler ve kesin şekilde Türkleştirmişlerdir. Karasi Bey, Balıkesir ve Bergama fâtihidir. Balıkesir, devletin merkezi olmuştur.

1303 sıralarından 1345'e kadar takriben 42 yıl devam eden bu Türkmen prensliği, 1303-1308 arasında Selçuklu uç beyi olmuş, 1308-1335 arasında İlhanlılar'a, 1335-1345 arasında da Osmanoğulları'na yani Orhan Gazi'ye tabî bulunmuştur.

Önceleri Güney Marmara'ya erişemeyen Karasioğulları, zamanla Kuzeye doğru ilerlemişler, Bizans'ı tamamen Güney Marmara'dan atmışlardır. Bu suretle bugünkü Balıkesir vilâyetine, Çanakkale vilâyetinin Asya topraklarına ( Bozcaada hariç), Bergama, Dikili, Soma kazalarına hâkim olmuşlardır. Bu topraklar, 24.000 km2 eder.

Karası Bey'den sonra torunu Demir Han Bey, hükümdar olmuştur. İkisinin arasında, Karası Bey'in oğlu ve Demir Han Bey'in babası olması lâzım gelen Aclân Bey vardır. 1335'te Osmanlı nüfuzuna giren Demir Han Bey, 1345'te bütün beyliğin Osmanlılar'a katılması üzerine Bursa'ya gelmiş, 1347'de orada ölmüştür. Oğlu Cüce Han Bey'le beraber Bursa'da Deveciler'de gömülüdür.

Karası Bey'in diğer oğulları Yahşı Han Bey'le 1325 sıralarında Orhan Gazi'nin hizmetine girip 1345'te Karasıoğulları tarafından öldürülen Dursun Bey'dir. Yahşı Han Bey, babasının ölümü üzerine Bergama Beyi olmuştur. 1344'e kadar takriben 19 yıl Bergama'da kalmıştır. 1341 ve 1342'de iki kere Çanakkale Boğazı'nı geçip Gelibolu Yarımadasına çıkmışsa da, başarı kazanamamıştır. Mamafih, bu seferler, Osmanoğlu Süleyman Paşa'ya yol göstermiştir. Esasen bu bölgeleri çok iyi tanıyan Karası kumandanları, veliaht Şehzâde Süleyman Paşa'nın hizmetine girmişlerdir.

Yahşı Bey'in oğlu olduğu sanılan Süleyman Bey de 1343'te Karasıoğulları'nın 3. Gelibolu seferini yapmıştır. 1345'te Osmanlılar'ın Çanakkale Beyi olan Süleyman Bey, 1361'e doğru yani Orhan Bey'in son zamanında ölmüştür. Bizans generali Vatatzes'in kızı ile evliydi. Oğlu Mustafa Bey, Mustafa Bey'in oğulları Kutlug Melik ve İsa Beyler, Kutlug-Melik Bey'in oğlu Mustafa Bey, İsa Bey'in kızı da Hundî Hatun'dur.

Karesi Beyliği'nin toprakları
Bugünkü Balıkesir Vilayetinin tamamı (Marmara Adaları hariç);
1.Balıkesir
2.Dursunbey
3.Edremit
4.Susurluk
5.Burhaniye
6.Ayvalık
7.Gömeç
8.Gönen
9.Sındırgı
10.Savaştepe
11.Bigadiç
12.Kepsut
13.İvrindi
14.Manyas
15.Gönen
16.Bandırma
17.Erdek
18.Havran
Bugünkü Çanakkale Vilayeti (Biga,Bozcaada ve Gökçeada hariç)

19.Ezine
20.Ayvacık
21.Bayramiç
22.Çan
23.Yenice
24.Çanakkale
Bugünkü İzmir Vilayetinden;

25.Bergama
26.Kınık
27.Dikili
Bugünkü Manisa Vilayetinden;

28.Soma
29.Akhisar
30.Kırkağaç
31.Demirci
32.Gördes
Karesi Beyliği'nin Türk Tarihine Katkıları
1.Karesi Beyliği donanmaya sahip ender beyliklerden biriydi. Sahip olduğu bu donanma Osmanlı Devleti donanmasının çekirdeğini oluşturmaktadır.
2.Karesi Beyliği donanması sayesinde Osmanlı Devleti Trakya ve Balkanlara çıkabilmiştir. Dolayısıyla Osmanlı Beyliği'nin devlete geçişinde Karesi Beylerinin rolü büyüktür.
3.Osmanlı'ya katılan ilk beyliktir.
4.Karesi Beyliği'nin yöneticileri Hacı İlbey, Evranos Bey gibi şahsiyetler Osmanlı yönetimine büyük katkılar sağlamışlardır.

Dobruca Beyliği

Dobruca Beyliği, Sarı Saltuk'un oğlu Seyit İsmail Saltuk'un 1281-1299 yılları arasında Dobruca'da varlık gösteren kısa ömürlü bir Türkmen beyliği.
Saltuklular soyundan gelen Sarı Saltuk'un oğlu Seyit İsmail Saltuk, bir grup askerle birlikte Pontuslular tarafından ele geçirilen Sinop ve Amasya yöresi'ni geri aldı. Ancak Selçuklu veziri Muhittin Pervane (1262-1277), IV. Kılıç Arslan aracılığı ile Seyyit İsmail Saltuk ve adamlarını o bölgeden uzaklaştırıp, oraya oğlunu vali olarak atadı. 1264 yılında İsmail Saltuk da Bizans’tan yer isteyip, erenleri ve binlerce çadırlık Çepni ile birlikte Deliorman Bölgesi’ne yerleşti ve yurt edinmeye çalıştı. Öte yandan, taht kavgası nedeniyle birbirlerine düşen II. Gıyasettin Keyhüsrev'in çocuklarından biri, Bizans İmparatoru 8. Michel’den kendisi ve de çevresi için de yer istemiştir, bu Selçuklu beyleri de Seyit Sarı Saltuk ile birlikte Deliorman bölgesine gitmiş ve Çepnilere karışmıştır. Seyit Sarı Saltuk daha sonra Kırım’a geçerek Altınordu hanı Nogay ile birlikte 1281 yılında Kırım’dan Dobruca’ya geçip, Tuna boylarını (Dobruca yöresini) aldılar ve yurt edindiler. 1282'de İsmail Saltuk ve idaresindeki Çepni boyları Dobruca Bölgesi’ne yerleşerek Dobruca beyliğini kurdular. Ancak Seyit İsmail Saltuk, 1297 yılında Dobruca’daki İsakça Kenti’nde vefat etti. (Mezarı İsakça yakınlarındaki Babadağ’dadır.)
Sonuç olarak, 13. yüzyılda Selçuklu Türkmenlerinin Anadolu’dan Dobruca’ya önemli bir göçleri ve kolonileşmeleri olmuştur.
Sarı Saltuk’un oğlu İsmail Saltuk, 1297 yılında vefat edince, beyliğin başına oğlu Ece Halil Saltuk geçti.
1299 yılında Altın ordadaki taht kavgaları sonunda hakimiyeti ele geçiren Tatar hakanı ve boyları, Altın ordu hanı Nogay'a ve Nogay'ın en sıkı müttefiki olan Türkmenlere Dobruca yöresinde saldırdı. Bunda Bizans'ın kışkırtmaları da vardı. Yönetimi ele geçiren Tatarlar, Ece Halil kumandasındaki Çepnileri ve müttefiki Altın Ordu Hanı Nogay’ın ordusunu dağıttılar.
1310 yılında (bazı kaynaklarda:1306) Sarı Saltuk’un torunu Ece Halil Saltuk, öldürülen Altın Ordu Hanı Nogay’ın eşi Çiçek Hatun ve oğlu Türi’yi ile bir kısım Nogay askerlerini de yanına alarak, tüm Türkmenlerle birlikte Çanakkale Boğazı’ndan Anadolu’ya geçerek Karesi Beyliği'ne sığınır.(kaynaklar 10bin ile 150bin çadır arasında değişmekte) Karesi kumandanları Gazi Evranos ve Hacı İlbeyi Sarı Saltuk'un soyundan gelen bu Türkmenleri ve Ece Halil'i hürmetle karşılar ve Karesi topraklarına yerleştirir. Ece Halil Karesi kumandanlarından biri olarak Bizans'a karşı savaşır.
Karesi Beyliği'nin 1360'ta Osmanlı tarafından ilhak edilmesiyle Ece Halil Osmanlı hizmetine girerler.
Olayların bir kısmı Saltukname'de anlatılmaktadır.
Bugün Balıkesir ve Çanakkale ilinde ve Bergama ilçesinde yaşayan 100'den fazla Alevi Çepni köylerinin bu Türkmenlerin devamı olduğu düşünülmektedir. Bir kısmının da diğer Türkmen boylarıyla karışarak sünnileştiği/manavlaştığı zannedilmektedir.